Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, Hatay’da

Başbakan Yardımcısı Canikli, “çok uzun vadeli Türkiye’ye yönelik olarak, Türkiye’nin geleceğine yönelik olarak çok daha uzun vadeli projeksiyonları düşünmek ve ona göre adım atmak durumundayız” dedi.
Başbakan Yardımcısı Canikli, Türkiye’nin çok kısa vadeli günü birlik mücadeleden daha uzun soluklu planlama ve yönetme konumuna geçmeye çalıştığını kaydederek: “16 Nisan kampanyası çerçevesinde cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini anlatmak üzere 2 tane bakan arkadaşımız Almanya’ya gittiler. Oradaki vatandaşlarımıza bu getirmek istediğimiz sistemle neyi amaçladığımızı anlatmak üzere, doğrusunu söylemek üzere en temel hak ve hürriyet olan düşünce hürriyeti çerçevesinde, düşüncesini ifade etme hürriyeti çerçevesinde Almanya’ya gittiler. Fakat Alman hükümeti, bakan arkadaşlarımızın konuşmalarına, kendilerine anlatmalarına imkan vermedi. Kapıları kapattı. Benzer bit yaklaşım Hollanda hükümeti tarafından ortaya konuldu. Ülkendeki her türlü teröre destek vereceksin, onlara kucak açacaksın, PKK terörüne, Fetullahçı Terörüne ne kadar Türkiye’nin aleyhine, Türkiye’nin özgürlüğünü, toprak bütünlüğünü hedef alan terör örgütü varsa hepsine kucak açacaksın, finansal destek sağlayacaksın, her türlü imkanı sunacaksın, onların karargahlarından, kandilden telefonla terör örgütü başının Almanya’da konuşma yapmasına müsaade edeceksin, müttefikin olduğu iddia ettiğin bir devletin iki bakanının orada gelip yarımşar saat konuşmasına müsaade etmeyeceksin. Bu nasıl değerlendirilir arkadaşlar. Bu nasıl kabul edilebilir ve nasıl yorumlanması gerekir. Her şey ortada. Sen benim düşmanımı, benim canıma kast eden, bu ülkenin birliğini, bütünlüğünü hedef alan ve yıllardan beri de binlerce vatandaşımızı katleden eli kanlı terör örgütünü bile bile göre göre üyelerine desteği vereceksin, onları bağrına basacaksın, bütün iade taleplerimize rağmen iade etmeyeceksin ve çıkacaksın bakanlarımızın konuşmaların engelleyeceksin, ondan sonra demokratik ülkeyim ben, özgürlükler ülkesiyim, hukukun üstünlüklerinin örnekleriyim diye hava atacaksın. Kim inanır buna. Ve daha da kötüsü şu, daha da ilginci şu üst akıl dediğimiz budur, şudur demiyorum ama taşlar yavaş yavaş yerine oturuyor. Şekilleniyor, ete kemiğe bürünüyor. Fotoğraf ortaya çıkıyor. Fotoğrafın tümünü görme imkanı buluyoruz. Dedim ya teorik olarak bunları biz mantıksal bir bütünlük içerisinde görme imkanımız, değerlendirme imkanımız var ama artık o kadar açık cereyan ediyor ki, aynı şey terörle mücadele için de geçerli . biz PKK ile mücadele ediyoruz, FETÖ ile mücadele ediyoruz, DEAŞ ile mücadele ediyoruz. DEAŞ ile mücadele etmiyorsunuz hatta destek veriyorsunuz diye biz ahlaksızca saldırılar oldu uluslararası alanda biliyorsunuz. Yanlış, haksız saldırılar oldu. Bu gün mücadele ediyoruz. Tek mücadele edende biziz. Başka hiçbir ülke samimi olarak DEAŞ ile mücadele etmiyor. El-Bab’ın kontrol edilmesinden sonra DEAŞ elinde bulundurduğu bazı toprakları hiç çatışma olmaksızın PYD’ye bırakıyor. PYD Suriye rejimine bırakıyor. Suriye rejimi bazı yerlerde PYD’ye bırakıyor. Şu hale bakın ya allah aşkına, biz dedik ya bunları biliyorduk biz, o kadar açık oynanıyor ki artık hiç gizli saklı da bir şey kalmadı. Üst akıl da artık daha somutlaşmaya silueti ortaya çıkmaya başladı. Gözle görülür hale başladı. İhtiyadı da elden bıraktılar artık. Ve bu 16 Nisan’da milletimizin kararı inşallah biz ona yürekten inanıyoruz. Evet olacak ve önemli bir badireyi de atlatmış olacağız. Nedir badire yani, hükümet yönetim sisteminin değiştirilmesiyle badirenin, engelin ne alakası var diye sorabilirsiniz. Çok alakası var. Artık biz daha çok uzun vadeli Türkiye’ye yönelik olarak, Türkiye’nin geleceğine yönelik olarak çok daha uzun vadeli projeksiyonları düşünmek ve ona göre adım atmak durumundayız. Çok kısa vadeli günü birlik mücadeleden artık biz çok daha uzun soluklu planlama ve yönetme konumuna geçmeliyiz” sözlerini kullandı.

Konuşmaların ardından Başbakan Yardımcısı Canikli’ye plaket verildi.

Buğra Güney 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir